» Bicelilerin Hasretini Dindiren Web Sitesi Biceliyiz.Com a Hoşgeldiniz. Tütünlü Köyü Bicenin Web Sitesi.

    • Facebook Hesabınız İle Sitemize Hızlı Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz
    • Veya Bilgilerinizi Kendiniz Girerek Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz

» MakaleYazı Kategorileri

» Hit MakaleYazılar

» Son MakaleYazı Yorumları

» MakaleYazı İstatistikleri

  • MakaleYazı Sayısı 81

  • Okunma Sayısı 175603

  • Kategori Sayısı 7

  • Yorum Sayısı 249

» YALNIZÇAM DAĞLARI VE KÜRDEVAN

MakaleYazı Resmi
Bookmark and Share
  • Beğenenler (3) Beğenmeyenler (0) Toplam (3)
      Beğenenler & Beğenmeyenler
      candycemil08(+1), gurbet(+1), Morahatli(+1),
Beğen Beğenme
İnsanlar ve Yaşam Öyküleri Kategorisinde Gez
               

YALNIZÇAM DAĞLARI VE KÜRDEVAN

Yüzükte kaş misali Kürdevan'ı bağrına oturtan Yalnızçam Dağları genel konumu itibariyle güney batıda Oltu ve Tortum Çayları vadisinden başlayarak kuzeydoğu istikametinde ortalama (175-200) kilo¬metrelik bir mesafe ile Pasof yaylası eteklerinde ve milli hudutlarımızın dışında Gürcistan'da Kura Nehrinin Ahıska vadisinde son bulur. Kuzeyden Çoruh nehri, Ardanuç ve Berta suları, güneyden Ardahan platosu, Kura nehri ve Oltu çayı vadileri arasında kalan sahada yer alır.

Yalnızçam Dağları'nın en yüksek yeri (3054) rakımı ile Kürdevan (Çadır) dağıdır. Kürdevan Dağı'nın batı cephesi oldukça dik bir yamaçla Karanlık Meşe ormanlarına, kuzey cephesi Cevizli ve İncili köylerinin yayla ve otlakiyelerine iner. Doğuda üçbin rakımlarda seyreden Tavkola, Eğripınar, Karagöl sırtları. Yığılı Dağı, Mağara boğazı, Deliklitaş geçidi, Sahara (Çam) geçidi (2460), Cindağı (2957) ve Arsiyan (3167) dağlarını aşarak Posof'un kuzey doğusunda Ahiska vadisinde nihayete erer.

Güney cephesi hafif bir meyille Bilbilan'ın geniş ve zengin yaylalarını oluşturur. Öte yandan yükseklikleri üçbinlere yaklaşan bu dağların tek geçit yeri (2650) rakımlı Yalnızçam Geçidi burada yer alır. Bir yandan da Ardanuç vadisine müteveccih küçük fakat derin, koruyucu çukurunda mevzilenen Yalnızçam veya mahalli adı ile "Cankurtaran Karakolu" bu geçitte nöbet tutar. Yalnızçam Dağları buradan itibaren zengin otlakiyeleriyle tekrar batıya yönelerek önce (2842) rakımlı Horasan Tepesi'ne, daha sonra da Ardanuç'la Olur ilçeleri arasında ki Dalahet (2200). Dikme (2100). Büyükyurt-Salacur(2250) dağlarına ve en son olarak da Azort yaylası, Demirkent (Erkinis) ile Olur arasındaki Akdağ'a (2818) ulaşır. Böylece Yalnızçam Dağları önce Oltu, sonra da Tortum dereleri ve vadileriyle sona ermiş olur.

Kürdevan zirvesinin hemen doğu eteğinde ki dar ve derin çukurlar bütün kış boyu dinmeden esen şiddetli fırtına ve tipilerin sürüklediği yığın yığın kar kitleleri ile tıka-basa dolar. Mahallen "Kürtük" adı verilen bu kar kitlelerinin yüksekliği dört-beş metreyi bulur. Her yıl üst üste biriken karlarla beslenen ve ays-berg parçalarını andıran bu kürtükler yaz aylarının en sıcak günlerinde dahi erimediği için bu çukurlarda daimi olarak kar kyığınlarına rastlanır. Eskiden beri temmuz ve ağustos aylarında bu büyük ve geniş yaylalarda yaylacı olarak oturan insanlar, çobanlar, öküzcüler ve çevre köyleri lüzum hasıl olduğu zamanlarda bu kar yığınlarından fay-dalanmakta idiler. Buzdolabı halkımızın evlerine 1960'lardan sonraları girmeye başladı.

Kürdevan Dağı'nın tam tepesinde (3054) rakımda bir türbe, bir ziyaretgah vardır. Halk dilinde bunun adı tam olarak "Ziyaref'tir. Rakımın yüksekliği ve çıkış yolunun aşırı derecede yokuş oluşu halkın burayı ziyaretini zorlaştırır. Bu yüzden Kürdevan ziyaretgahı büyük ve önemli bir ziyaretgah olduğu halde ziyaret işi bu yüzden sık sık gerçekleştirilemez. Kürdevan da "Pancar" adı verilen ve aynı kökten dar fakat 8-10 cm. boyunda beş-altı yapraktan oluşan bu bitkiye bir başka yerde rastlamak pek mümkün olmaz. Güneşte kurutulur ve çorbalık olarak kullanılır. Sağlık açısından şifa verici bir özelliğe sahip olduğuna inanılır. Köyler halkı eskiden beri Ağustos ayında hep birlikte hem eğlenerek dağların keyfini çıkarmak, hem de ağartı işlerinde şaşort olan anne ve ninelere yardım etmek, aynı zamanda pancar toplamak amacı ile üç- dört günlüğüne davul-zurna eşliğinde bu dağlara çıkmakta idiler. Bu yayla eğlencelerine halk dilinde "Pancarcı Şenlikleri" denilmektedir.

Kürdevan gerçek anlamda gerek eteklerindeki, gerekse yakın ve uzak geniş çevresinde ki zengin bitki topluluğu ve mebzul su kaynakları ile cidden eşsiz bir tabiat harikasıdır. Doğu cephesinde üçbin rakımlarla devam eden Tavkola, Eğripınar, Düzdağ, Kurugöller, Tozlu ve Karagöl sırtları yörenin en mükemmel ve en zengin otlakiyeleridir. Bu dağlarda yaz ayları boyunca büyük hayvan sürüleri otlatılır ve geniş çapta hayvancılık yapılır.

Yükseklerden kuzeye doğru inildikçe kilometrelerce saha Irmaklar köyünün Osmanlıdan buyana tapulu dağ, yayla ve çayırlık arazilerini teşkil eder. Eğripınar ve Karavat öküz yatakları burada, yük-sek tepelerin önünde enteresan konumları ile kuytu ve pek güzel vadi ve düzlüklerde yer alırlar. Başlangıçta hafif meyilli olan Tavkola yamadan yer yer küçük düzlükte, sonra dik yamaçlar halinde ta aşağılara kadar iner. Bu diklik bir çok yerde kırk beş dereceninde üstüne çıkar. Daha aşağılarda Karavat'ın dik yokuşlarının ortasında ki düzlüklerde "Karavat Öküz Yatağı" ve yatak yerinin hemen önünde gene Karavat'ın pek meşhur yokuşu ve "Karavat Çeğilleri" yörenin karakteristik jeolojik yapısını ortaya koyar. Kürdevan Dağının hem kuzeye bakan sathi mailinde ve özellikle Karavat'ın çok ünlü bu dik yokuşlarında hemde güney cephesinde Bilbilan'ın başlangıcı olan az meyilli sahalarda çok bariz bir şekilde kendini gösteren ve fazla derin olmayan buzul vadilerine ve bu vadileri dolduran boyları beşyüzle bin metreye, genişlikleri de yirmi-otuz metreye varan büyük taş "ÇegiT'lerine veya bir başka deyişle "Buzultaş" yığınlarına rastlanır."

Karagöl sırtlarının kuzeyinde 2900-3000 rakımlar¬da ki büyük buzyalağında bol miktarda alabalığı ile ünlü "Karagöl" önemli bir turistik potansiyel olarak kendisine el uzatılmasını beklemektedir. Karagöl'ün bir-bir buçuk kilometre kadar aşağısında gene dağ turizmi için çok şeyler vadeden ve çevresi gerçekten çok güzel olan "Akgöl" vardır. Karavat yokuşlarının önünde yer alan Büyük Sineklik yöredeki otlakiyelerin merkezi durumundadır. Karavat ve Sinekliğin batısında Kürdevan Dağı etekleri istikametinde uzanan oldukça geniş bir sathımailde bol suları ile yanyana sıralanan ve ayrı ayrı dokuz kaynaktan fışkıran pınarlar hiçbir mevsimde azalmadan hep akar durur.

Halk dilinde bu kaynakların adı "Dokuz Gözeler" olarak söylenir. Bu isim semte de ad olmuştur. Dokuz gözeler semti Irmaklar köyü yaylacılığında önemli bir su kaynağı ve çok mühim bir otlakiyedir. Artık dik inişler bitmiş Soriyent deresine kadar devam edecek olan çok hafif meyilli düzlükler ve çok geniş çayırlıklar başlamıştır. Bu düzlüklerin aU kenarında ve Zincarlık (ısırganlık) çöküntüsünün başında mağrur ve mütekebbir görünüşü ile Tarihi yayla evleri, kışları çok hırçınlaşan bu yüce dağ basında, 2600 rakımlar¬da sıcak ve dost çehreleriyle insanlara kucak açar gibidir.

Artık 1933-1934 yıllarından itibaren çıkılmayan bu tarihi yayla evleri temelden itibaren bir metre yüksek¬liğe kadar taş duvarla örülmüş üst tarafı 40-45 cm. kalınlıkta 8-10 metre boyundaki kalın çam ağaçları ile tamamlanmıştır. Üst kısımları 40-45 cm. kalınlığında toprakla kapatılmış olan bu yaşlı yayla evleri oldukça mahfuz ve çok sağlam bir yapıya sahiptirler. Yüz-yüzelli yıl kadar kullanıldıktan sonra melül- mahzun bir tarzda yalnızlığa terk edilen bu ahşap yayla evleri asaletlerini ve Tapu belgesi niteliğindeki mevcudiyetlerini hala benliklerinde yaşatabilmekte, yılların ve haşin dağ şartlarının ağır tahribatına meydan okuyarak yirminci yüzyılın son çeyreğinde hala dimdik ayakta durabilmektedirler. Yerlerini ve mevcudiyetlerini tarihi bir miras ahdiyle korumayı başaran bu asil ve ağırbaşlı yayla evleri:

1-  Türk insanının bu ihtişamlı dağ ve yaylaları ne kadar çok sevdiğini,

2- Yayla hayatına ne kadar çok bağlı bulunduğunu

3- Hayvanlarına      olan düşkünlük derecesini, bel¬geleyen çok canlı ve pek enteresan bir ferman gibidir.

Yayla evlerinin hemen ön kısmında jeolojik bir çöküntüden ibaret Zincarlık mevkiinde yayla evlerinin su ihtiyacını karşılayan ve ağaç oluklarından tatlı şırıltılarıyla hiç usanmadan biteviye akan iki güzel pınar vardır. Gerek kullanma gerekse hayvanların içme su ihtiyaçları yaylalığın iki yan tarafında ki iki dereden arklarla getirilen ve kalın ağaç oluklardan akıtılan dağ sularıyla karşılanmaktadır. "Yaylanın önü" mevkii üst taraftan yayla evleri, batıdan Kayınlık deresi, alt taraftan Soriyent Deresiyle Kapuköy ve Ustalar köyleri arazileri, doğudan da Cancah - Zağlikev deresi ve Şavşat İlçesi Savaş ve Çavdarlı köylerinin yaylalarıyla çevrilidir. Yayla önü'nün doğu tarafı otlakiye, batısı ise köyün en kıymetli çayırlıklarıdır. Çayırlarla otlakiye arasında kimler tarafından ne zaman yapıldığı bilinmeyen çok iri taşlarla örülü büyük bir duvar ile duvarır üst kenarında köyün öküzünün ilk çıkarıldığı "Yaylanın önü öküz yatağı" vardır. Çayırlarla yan yana olduğu için öküz yatağının etrafı duvarla çevrilmiş ve çayırların emniyeti sağlanmıştır. Yatağın üst kenarında basit bir taş duvarla örülmüş küçük bir öküzcü kulubesi bulunmaktadır.

Cancah deresi ile Kürdevan ve Tavkola eteklerinden ve Dokuz Gözelerden inen Kayınlık deresinin birleşmesinden hasıl olan Soviyent Deresi, daha aşağılardan aldığı kollarla büyüyerek "Irmaklar Deresi"ni meydana getirir. Önce sağdan Şavşat, sonra Karçhal Dağı eteklerinden inen Berta ve daha sonra da soldan aldığı Ardanuç sulariyle büyüyerek Harhan sırtı önlerinde Çoruh Nehri ile birleşir. Yaylanın önü mevkii, Cingitma, Soriyent, Unagira, Kayınlık ve Zedvake'nin batısından Yaylacık Köyü hudutlarına kadar uzanan "Maranet" mevkilerinin dahil bulunduğu yüzlerce kilometre karelik saha Irmaklar köylerinin ot kaynağını teşkil eden en kıymetli çayırlık alanlarıdır.

Köy hayvancılığının beslenmesinde ana maddeyi teşkil eden kuru ot ihtiyacının karşılanmasında çok mühim rol oynayan Maranet mevkii, Irmaklar köyleri için paha biçilmez bir değere sahiptir. Binbir çeşit çiçeğin büyüleyici kokusu ve "İpek gibi ot" vasfiyle bu nadide otların besleyici değeri çok yüksektir. Soriyent deresinin sol yamacı, orman üst sınırını teşkil eden çam ve köknar ağaçlarından müteşekkil küçük ve seyrek bir ormanla kaplıdır. Ormanın üst seviyesinden başlayan ve yüzey şekli üçgen bir masayı andıran "Zedvake düzlüğü" otlakiye olarak kullanılmaktadır. Maranet'in başından yayla evlerine ayrılan yolun geçtiği çok enteresan nirengi noktasına "Gedik" adı verilmiştir. Burası aynı zamanda Zedvake üçgeninin üst köşesini teşkil eder.


On - onbeş metrelik bu dar ve derin geçit yeri, bilinmeyen tarihlerde kazılmak suretiyle geçit yol haline getirilmiş ve bugünkü orijinalitesine kavuşmuştur. Bugünkü hali ile bu "Gedik" yüce dağ başında binlerce yılların ötesinden "insan emeği"nin kutsiyetini bugünün insanına fısıldar gibidir. Gedikten itibaren yaylaya uzanan yol, önce Unagira'nın çayırları arasından, Kayınlık deresinde, Cingitma gölünün kenarından geçerek yaylaların bulunduğu platonun alt kenarına, oradan da hafif meyilli düzlükten yayla evlerine çıkar. Doğuda Kayınlık deresinden başlayarak kuzeyde Unagira çayırlığının kenarına ve güneyde yolcu yoluna, batıdan Maranet'in başına, ve güney doğuda da "Tekçam" adı verilen mevkie kadar uzanan yamaçların tamamı kayın ağaçları ile kaplıdır. Kayın ağacının mevcudiyetinden ötürü bu bölgeye "Kayınlık" adı verilmiştir.

Ormancılık dilinde bu ağaca daha başka bir isim verilmektedir. Ama yöre insanına göre gerçek kayın ağacı budur. Gerek kayınlığın ve gerekse Maranet'in başı güneybatı cephesi olarak Cevizli köyünün yayla hudutlarıyla birleşir.

 

Kaynak: Osman ÜNSAL : Artvin ve Çevresinde Yaylacılık ve Pancarcı Şenlikleri Kitabı.

(c) Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Kopyalanması ve izinsiz yayınlanması yasaktır



Etiket : YALNIZÇAM, DAĞLARI, KÜRDEVAN,
MAKALEYAZI BİLGİLERİ
Ekleyen : KemaL | Kategori : İnsanlar ve Yaşam Öyküleri | Tarih : 06.03.2014 16:54:50 | Hit : 4598 | Yorum : 3

» MakaleYazı Yorumları

MAKALEYAZI YORUM YAZ

 
  • Noyan
    Evet Kemal bey,sanırım Akgöle çıkışımızın ikincı günüydü.Köyün hayvanlarının birbölümü (muhtemelen isyankar olanları)yüzerek göldeki adaya geçmişti.Tabii orada ot bol, suda var,oraya git, buraya gel diyende yok.Anlaşıldıki hayvanların dönmeye niyetide yok.Akşam olmak üzere.Hayvan sahiplerinin,hayvanlarının adını seslenerek çağırmaları gibi umutsuz çabalarda,beklendiği gibi sonuçsuz kalmıştı.Son çare olarak,bütün ıtırazlara rağmen,yüzerek adaya çıkmış ve kaçakları geri getirmiştim.Dolayısıyle mecburen,Kaçkarların herhangi bir yerindeki bir gölün, bilinen ılk ve tek yüzücüsü olmuştum .Babamla ilgili güzel sözleriniz için teşekkür ediyorum.Dileklerinizide inşallah gerçekleştirebilirsiniz.Selamlar, sevgiler.
    07.03.2014 13:14:34


    Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
  • KemaL
    Noyan bey, Akgöl'de yüzdüğünü okudum Rahmetli Osman ÜNSAL amca öyle güzel anlatıyor ki bilenlerin coğrafi durumu gözünün önüne geliyor ve her cümlesini hissederek yaşıyor. Her makalesi bir belgesel niteliğinde. Hayalimde bir çok makalesini belgesel olarak gelecek nesillere aktarma isteğim ve arzum var. Dilerim gerçekleşir. Selam sevgiler.
    07.03.2014 01:46:00


    Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
  • Noyan
    Hangi yıl olduğunu tam olarak hatırlıyamıyorum,1955 yada1956 yıllarından birinde,uzun yıllardan sonra tekrar yayla olarak Akgöle çıkılmasına karar verilmişti. Şavşat Köyleri ile sorun çıkabilir düşüncesi ile bir hayli kalabalık gidilmişti Akgöle.Bende, muhtemelen Hayri dayım ve İsmail amcamın peşine takılmış,bu vesile ilede Akgölü görmüştüm.Bir keresinde Conattan Bilbilana çıkarken, Çegillikleri ve Karagölü görmüş.izliyen günlerdede zaman zaman,komşu yaylalardaki çocuklarla Karagölün tepelerine kadar yürüyüp aşağılara doğru o doyumsuz manzarayı izlemiştim.Bir keresindede Köyle beraber,Kürdevana pancar toplamaya gitmiş ve o güzellikleri görme şansına sahip olmuştum.Hey gidi o güzel günler. Kemal bey, ellerinize ve emeğinize sağlık.Selam ve sevgiler.
    07.03.2014 00:06:26


    Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)

» Copyright

2oo8-2o13 © Copyright Biceliyiz.com Her Hakkı Saklıdır B@y ÇoBaN
Artvin - Ardanuç - Tütünlü Köyü  Web Sitesi olan Biceliyiz.com 'un Amacı Yöremiz ve özellikle köyümüzün gelenek, göreneklerini kayda almak verileri toparlamak ve sonraki kuşaklara aktarmaktır. Köyümüzün Eski adı Bice olup "bicelilerin" bu web sitemizde buluşmasını sağlamaktır. Tüm Bicelilere saygı ve selamlar K.Yıldız.