» Bicelilerin Hasretini Dindiren Web Sitesi Biceliyiz.Com a Hoşgeldiniz. Tütünlü Köyü Bicenin Web Sitesi.

    • Facebook Hesabınız İle Sitemize Hızlı Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz
    • Veya Bilgilerinizi Kendiniz Girerek Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz

» MakaleYazı Kategorileri

» Hit MakaleYazılar

» Son MakaleYazı Yorumları

» MakaleYazı İstatistikleri

  • MakaleYazı Sayısı 81

  • Okunma Sayısı 177993

  • Kategori Sayısı 7

  • Yorum Sayısı 249

» Osman Ünsal'ın Yaylacık'tan Tütünlü'ye Dönüş Hatıratı

MakaleYazı Resmi
Bookmark and Share
  • Beğenenler (4) Beğenmeyenler (1) Toplam (5)
      Beğenenler & Beğenmeyenler
      kardelen(+1), serkan(-1), candycemil08(+1), Murat(+1), Morahatli(+1),
Beğen Beğenme
İnsanlar ve Yaşam Öyküleri Kategorisinde Gez
               

YAYLACIK'tan TÜTÜNLÜ'ye DÖNÜŞÜM

Sakılde'ye ait bir başka hatıram da şöyle;
1947-1948 kışında gezici Başöğretmen olarak onbeş günlük bir programla Üçırmak bölgesi köylerini gezmiş ve son olarak 1900 rakımlı Yaylacık köyüne gelmiştim. Yaylacık'ta 70-80 cm. kar vardı. Burada ki işlerimi de bitirdiğim için eve, Tütünlü'ye dönmem gerekiyordu. Her yer kalın karla kaplı olduğu için tek dönüş yolu köyden köye açık tutulmaya çalışılan köyler arası patika yoldu. Bu yoldan yayalar ve yük hayvanları büyük zorlukla ancak geçebiliyordu. Yaylacık'tan Tütünlü'ye Yolağzı, Yukarı Irmaklar, Aşağı Irmaklar, Cevizli, İncili Köyleri ve Tekmezar Geçidi üzerinden ancak bir buçuk günde dönülebiliyordu. Tütünlü'ye gidilecek bir başka yol da yalnız yaz aylarında kullanılan Yaylacık, Yolağzı köyleri, Conat mezrası ve Sakilde üzerinden gidilebilen tarihi "Yolcu Yolu"nun bir bölümü idi. Karla kaplı olduğu için bu kış-kıyamette aşılması, çok zor ve belki de imkansız bir yoldu bu. Ve gayet tabii ki kış süresince işlemediği için ıssız ve tenhaydı. Üstelik yolun orman içlerinden geçmesinden ötürü Kurtların yaratabileceği tehlike de sözkonusu idi. Her zaman ağır kış şartlarının hüküm sürdüğü Sakilde ise kışın Kurt sürülerinin cirit attığı bir yer olarak bilinmekyetdi.

"Kuş uçmaz-Kervan geçmez" bu yol ile gidildiği taktirde Tütünlü'ye yol şartlarına bağlı olarak yaklaşık iki-üç saatte varılabilirdi. Kestirmedir diye bütün tehlike ve zorlukları göze alarak hiç tereddüt etmeden Sakilde yolunu tercih ettim. O zaman otuz iki yaşındaydım. Korku kelimesine lügatimde yer yoktu. Ayrıca cesur ve güçlü olan atıma da çok güveniyordum. Böylece Yaylacık köyünden yola çıkarak Yolağzı Köyüne, oradan da daha düşük rakımlı Conat mezrasına hiç kimsenin geçmemiş olduğu yollardan kar kitlelerini yara yara binbir zorlukla inebildim. Yaylacık ve Yolağzına nisbetle kar Conat'ta biraz daha azdı. Bu kış kıyamette Yaylacık'tan Tütünlü'ye dönüş yolu olarak Conat'ı seçmemin temelinde belli ki Conat'ı karlar altında dahi olsa bir kere daha görebilmem arzusu yatıyordu. Evet Conat kalın kar yorganı altında sessiz, sakin ve herşeyden bihaber derin bir kış uykusundaydı. Bu hali ile Conat'ta; Ne tepenizden inen parlak güneşin Altın ışıklarını ve sarı sıcaklığın rahatlığını bulabiliyor, Ne insan sağlığında önemli rol üstlenen yeşilin değişik tonlarına ve bu tonları yaratan yeşil iklimin gizli sırlarına erebiliyor, Ne gerçekten bir çiçek deryasını andıran çayır ve mer'aların muhteşem manzarasını seyredebiliyor, Ne koyun-kuzunun meleyişine, ne dana ve  anasının mızırdanışma ve ne de Uzunçayır taşlarında yankılanan güçlü boğa seslerinin heybetine şahit olabiliyor, Ne yöre insanının sesinden ötürü ona "Kukku" adını verdiği Guguk (euecılus conorus) kuşunun ilgi ile izlenen ve çocuklar tarafından büyük bir zevkle taklit edilen "Kukku-Kukku" seslerini işitebiliyor, Ne akşam karanlığında "so...so..."diye öten ve ötüşünden dolayı "sosol" adını verdiğimiz kuşun hüznünü hissedebiliyor, Ne Saba Melikesi'nden Hazreti Süleyman'a haber ulaştıran (Nemi suresi: 27/20-28) Hudhud (çavuş, ibibik kuşu), mahalli adı ile "Hophop" "upupa opos" kuşunun "Hut-hut"larını duyabiliyor, ve ne de insanların his hayatlarını tesiri altında bırakan, varlıkları ile tabiata renk ve zenginlik katan bu kadar kuş çeşidini bir arada görebiliyor ve bunların seslerinin yarattığı musiki aleminde ruhları sarhoş eden hayal deryasına dalabiliyordunuz. Karla örtülü Çamlı tepeyi, karla yüklü çam ve köknarları ve karlar altına gömülü olan yayla evimizi uzaktan seyrediyor ve yukarıda sıralananları bir filim seyreder gibi düşüne düşüne atımın üstünde karlara bata çıka Conat boyunca Sakilde istikametinde ilerliyordum. Geçtiğim yerlerde tavşan ve tilki izinden, bir iki yerde de eski kurt izinden başka hiç bir ize rastlanmıyordu. Koskoca bir kış boyunca buralardan tek bir insanın dahi geçmediği anlaşılıyordu. Nihayet binbir müşkilatla Conat'a nazaran rakımı biraz daha yüksek olan Sakılde'ye, Sakilde de ki suyun başına gelebildim.

Atım yorgundu, ter ve köpük içindeydi. Suyun başında karlar üstünde karma karışık pek çok kurt izi vardı. İzler yeni idi. Az önce burada oldukları, su içtikten sonra birbirleriyle oynaşa oynaşa yakında ki ormana daldıkları, karlar üzerinde hala dumanlanan dışkılarından anlaşılıyordu. ve şayet ben buraya beş-on dakika daha evvel gelmiş olsaydım mutlak surette onlarla karşılaşmış olacaktım. Bu benim için büyük bir riskti. Kurtların saldırma ihtimali daima mümkün ve muhtemeldi. Bu tehlike ile karşılaşmadığıma sevinirken köyler üzerinden, uzun ama salim olan yoldan dönmediğime pişman olmuştum. Yolun bundan sonrası kolaydı. Az sonra Sakilde bitiyor, Kaleardı başlıyordu. Kaleardı'nın başına gelince atımı yedeğe aldım. Artık buradan sonrası hep inişti. İnişler inildikçe kar azalıyor, yürümek kolaylaşıyordu. Pek fazla zahmet çekmeden 30-40 dakika sonra eve inmiştim.

Zorluklar ve tehlikelerle dolu olan bu yolculuk hem beni hem de atımı çok yormuştu. Maceralı yolculuğun hikayesini, akşam otururken sıcacık evde herkes büyük bir ilgi ile dinliyordu. O zaman Noyan dört, Bahadır daha bir yaşlarında idiler ve Türkan henüz yoktu. Rahmetli kayınpederim anlattıklarımı dinledikten sonra bana "sen resmen delisin" demişti. Evet! Bu laf çok doğru bir laftı. Çünkü ben hiçbir  kimsenin yapmaya kolay kolay cesaret edemeyeceği bir yolculuğu gerçekleştirmiştim. Bu, bedeli çok pahalı olan bir cesaretti. Çünkü hesapta karları aşamamak veya kurtlara yem olmak ihtimali de mevcut idi.

 

Kaynak: Osman ÜNSAL : Artvin ve Çevresinde Yaylacılık ve Pancarcı Şenlikleri Kitabı.
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Kopyalanması ve izinsiz yayınlanması yasaktır



Etiket : Osman, Ünsalın, Yaylacıktan, Tütünlüye, Dönüş, Hatıratı,
MAKALEYAZI BİLGİLERİ
Ekleyen : KemaL | Kategori : İnsanlar ve Yaşam Öyküleri | Tarih : 07.10.2013 16:01:39 | Hit : 2272 | Yorum : 7

» MakaleYazı Yorumları

MAKALEYAZI YORUM YAZ

 
  • serkan
    Cok guzel bir anlatim her defasinda cok etkileniyor orda beraberce o ani yasiyorum.ayrica halamoglunada coooook tesekkur ederim
    20.10.2013 21:34:10


    Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
  • Noyan
    Kemal beye zahmetleri için,Murat beye,Hasan Kardeşime ve Cemilbeye değerli yorumları için teşekkür ediyorum.Selamlar.
    13.10.2013 23:54:07


    Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
  • candycemil08
    Rahmetli roman yazsa nasıl okurduk bilemiyorum ama yazarken çok şey öğretiyor okuyucusuna,hemde eğlendiriyor.Bu nadide anlatımları bizlere ulaştırdığın için teşekkürler komşum.

    08.10.2013 22:39:37


    Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
  • Toplam (7) Yorum Var

» Copyright

2oo8-2o13 © Copyright Biceliyiz.com Her Hakkı Saklıdır B@y ÇoBaN
Artvin - Ardanuç - Tütünlü Köyü  Web Sitesi olan Biceliyiz.com 'un Amacı Yöremiz ve özellikle köyümüzün gelenek, göreneklerini kayda almak verileri toparlamak ve sonraki kuşaklara aktarmaktır. Köyümüzün Eski adı Bice olup "bicelilerin" bu web sitemizde buluşmasını sağlamaktır. Tüm Bicelilere saygı ve selamlar K.Yıldız.