» Bicelilerin Hasretini Dindiren Web Sitesi Biceliyiz.Com a Hoşgeldiniz. Tütünlü Köyü Bicenin Web Sitesi.

    • Facebook Hesabınız İle Sitemize Hızlı Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz
    • Veya Bilgilerinizi Kendiniz Girerek Üye Olup Giriş Yapabilirsiniz

» KöşeYazı Kategorileri

  • Yazar Çizerler
  •    Biz Biceliyiz 8
  •    Anılar 28
  •    Biceden Şiirler 2
  •    Biz Bize 55

» Hit KöşeYazıları

» Son KöşeYazı Yorumları

» KöşeYazı İstatistikleri

  • KöşeYazı Sayısı 93

  • Okunma Sayısı 99073

  • Kategori Sayısı 5

  • Yorum Sayısı 154

» ÇOK KISA BİR YOL ÖYKÜSÜ

KöşeYazı Resmi
Bookmark and Share
  • Beğenenler (1) Beğenmeyenler (0) Toplam (1)
      Beğenenler & Beğenmeyenler
      Murat(+1),
Beğen Beğenme
Biz Bize Kategorisinde Gez
               
ÇOK KISA BİR YOL ÖYKÜSÜ...
 
Yukarı mahallelere çıkan patika, Çavdargilden gelen yolun tam karşısından, Terzi Mustafa amcanın dükkanının yanından, tarlaların arasından yukarıya doğru devam ederdi. 
Tarlalar, çitlerle çevrildiği için bu patika şimdilerde kullanılmıyormuş.
 
Kar taneleri yüzüme çarpıyor, giysilerimin açık kalan yerlerinden boynuma giriyor ve hemen eriyor. Hem üşütüyor hem de ıslatıyor. Ama, önümdeki bir haftanın heyecanıyla aldırmıyorum. Zaten o yaşlarda, ne üşüyorduk, ne de yoruluyorduk.
 
Biraz yukarıda yolun hemen sağında, atlı posta dağıtıcısı Nafiz Amcaların evine ulaşıyorum. 
Fatma teyze, çocukları Şener ve Soner benim yayla arkadaşlarım. Kısa bir sohbetten
sonra devam ediyorum. 
Biraz sonra, sağda mezarlık ve hemen yolun kenarında büyük kirkat ağacı var. O yıllarda muhtemelen elli, altmış yaşlarında olmalıydı. Yaşıyorsa yüz yaşını çoktan geçmiştir.
 
Tütünlünün ilçe merkezi olduğu yıllarda, beş, altı yaşlarımdayken atımın
yularından tutup Çavdargilden Dedemlere giderken, tam burada, kar üzerinde kıvrılarak giden izleri görünce, ''buradan bir yılanın geçmiş'' deyip, korkuyla geri dönüşümü hatırlıyor,  gülüyorum. 
Zaten, her oradan geçişimde, o olayı gülerek anımsardım.
 
Bir yandan yürümeye çalışırken bir yandan da  çevredeki güzellikleri izlemeye çalışıyorum.
Bembeyaz kesintisiz sürüp giden tarlalar, bahçeler, üstleri karla kaplı, yere doğru hafif eğilmiş ağaçlar, birkaç ay birlikte yaşayacakları karı kucaklıyor.
 
Arkadaşlarımdan Leylaların evinden hemen sonra da, eve varıyorum.
Üstümdeki karları silkeleyip içeri giriyorum.  
O yıllarda telefon olmadığı için geleceğimi bilmiyen ev halkı, Ninem, Dedem, teyzem, yengem ve dayılarım,  karşılarında beni görünce, her zamanki heyecanlı karşılama sahnesi tekrarlanıyor. Sarılmalar, el öpmeler törenin ana unsurları.
 
Seremoni bitince nenem her zamanki gibi gözlerini silip, aç olup olmadığımı sormadan, yağda yumurta mı, zürbiyet mi istediğimi soruyor. 
Çünkü her ikisi de en çok sevdiğim yiyeceklerin başında geliyor. Hangisini istemişsem, o gün yapılmış puğaçayı banıp banıp, hızla bitiriyor ve hava kararmadan ahıra iniyorum.
 
Malları görüp kontrol etmek, kendime yüklediğim görevlerden birisi. Yaz boyunca yaylada beraber olduğumuz için, hepsini tanıyorum.
En önemlisi de, daha önceki yıllarda, gene köyde olduğum sırada doğan ve '' bu benim danam ''deyip sahiplendiğim Kibarı görmek. 
Ahıra girdiğimde adını sesleniyorum, sesimi duyar duymaz, dönüp, çirçolu çekiştirerek yanıma gelmeye çalışıyor. Yanına gidiyorum ve her zamanki gibi başını okşıyarak cebimde getirdiğim yiyecekleri yediriyorum.
Öbürlerine haksızlık oluyor hissine kapılıyorum, ama hepsine bir şeyler getirmem olanaksız.
Hava iyice kararmadan bir de, merek tarafını dolaşıyorum.
Harman yerinin devamı, aşağısındaki ve üst tarafındaki tarlalar ve bahçeler karla kaplı ve yağmaya devam ediyor.
Üst tarafta Hamza dede ve Cismat ninelerin evleri merekleri görünüyor belli belirsiz. Burdan görünmüyor ama biraz daha yukarda, Hilal teyze, Baro dayı ve oğulları Aytekin Gürler arkadaşımın evleri var.
 
Her yer bembeyaz, tarlaların tumplarındaki ağaçların üstleri karla dolu. Bu ağaçlar sayesinde tarlaların sınırlarını ayırdedebiliyorum.
 
Sabırsızlıkla her tarafı görmeye çalışırken hava iyice kararıyor. 
Karın ertesi gün de yağmasını diliyerek eve dönüyorum.
 
Sürecek....
 
Noyan Ünsal
12.01.2019/ Devrek
 


Etiket : KISA, ÖYKÜSÜ,
KÖŞEYAZI BİLGİLERİ
Ekleyen : KemaL | Kategori : Biz Bize | Tarih : 14.01.2019 12:23:47 | Hit : 90 | Yorum : 3

» KöşeYazı Yorumları

KÖŞEYAZI YORUM YAZ

 
  • KemaL
    Mekanları cennet olsun. Eski zamanlarda zürbiyet zengin yiyeceği sayılırmış ne kadar doğru bilemem. Bende çok severim.
    15.01.2019 16:18:46


    Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
  • Noyan
    Çok teşekkür ederim Kemalciğim. O günleri, o muhterem insanları unutmak mümkün mü?
    14.01.2019 23:34:09


    Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)
  • KemaL
    Alıntı: nenem her zamanki gibi gözlerini silip, aç olup olmadığımı sormadan, yağda yumurta mı, zürbiyet mi istediğimi soruyor. Çünkü her ikisi de en çok sevdiğim yiyeceklerin başında geliyor. Hangisini istemişsem, o gün yapılmış puğaçayı banıp banıp, hızla bitiriyor ve hava kararmadan ahıra iniyorum. Noyan bey, yüreğine sağlık.
    14.01.2019 13:10:14


    Beğenenler (0) Beğenmeyenler (0) Toplam (0)

» Copyright

2oo8-2o13 © Copyright Biceliyiz.com Her Hakkı Saklıdır B@y ÇoBaN
Artvin - Ardanuç - Tütünlü Köyü  Web Sitesi olan Biceliyiz.com 'un Amacı Yöremiz ve özellikle köyümüzün gelenek, göreneklerini kayda almak verileri toparlamak ve sonraki kuşaklara aktarmaktır. Köyümüzün Eski adı Bice olup "bicelilerin" bu web sitemizde buluşmasını sağlamaktır. Tüm Bicelilere saygı ve selamlar K.Yıldız.